28 Haziran 2014 Cumartesi

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ مِن بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
Vele-in seeltehum men nezzele mine-ssemâ-i mâen feahyâ bihi-l-arda min ba’di mevtihâ leyekûlunna(A)llâh(u)(c) kuli-lhamdu li(A)llâh(i)(c) bel ekśeruhum lâ ya’kilûn(e)

1
ve
ve
2
le
elbette, mutlaka
3
in
eğer
4
seelte-hum
onlara sordun
5
men
kim
6
nezzele
indirdi
7
min
den
8
es semai (mines semai)
sema, gök (semadan, gökten)
9
mâen
su
10
fe
artık, böylece
11
ahyâ
hayat verdi
12
bihi
onunla
13
el arda
arz, yeryüzü
14
min
dan
15
ba’di
sonra
16
mevti-hâ
onun ölümü
17
le
elbette, mutlaka
18
yekûlunne
mutlaka diyecek, der
19
allahu
Allah
20
kuli
de
21
el hamdu
hamd
22
lillâhi (li allâhi)
Allah’a ait
23
bel
hayır
24
ekseru-hum
onların çoğu
25
lâ ya’kılûne
akıl etmezler
Diyanet işleri Ankebût/63 ayet meali

Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/63 ayet meali

Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.

Suat Yıldırım Ankebût/63 ayet meali

Onlara: "Kim gökten suyu indirip de ölmüş olan yeri onunla diriltti?" diye sorsan; "Allâh", derler. De ki: "Hamd (övgü), Allah'a lâyıktır." Doğrusu çokları düşünmezler.

وَمَا هَذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Vemâ hâżihi-lhayâtu-ddunyâ illâ lehvun vela’ib(un)(c) ve-inne-ddâra-l-âḣirate lehiye-lhayevân(u)(c) lev kânû ya’lemûn(e)

1
ve
ve
2
değil
3
hâzihi
bu
4
el hayâtu ed dunyâ
dünya hayatı
5
illâ
den başka, hariç
6
lehvun
eğlence
7
ve laibun
ve oyun
8
ve inne
ve muhakkak
9
ed dâre el âhırete
ahiret yurdu
10
le
elbette, mutlaka
11
hiye
o
12
el hayevânu
(gerçek) hayat
13
lev
eğer, şâyet
14
kânû
oldular
15
ya’lemûne
bilirler
Diyanet işleri Ankebût/64 ayet meali

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/64 ayet meali

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

Suat Yıldırım Ankebût/64 ayet meali

Bu dünyâ hayâtı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurdu, işte asıl hayât odur (asıl yaşanacak yer orasıdır), keşke bilselerdi!

فَإِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ
Fe-iżâ rakibû fî-lfulki de’avû(A)llâhe muḣlisîne lehu-ddîne felemmâ neccâhum ilâ-lberri iżâ hum yuşrikûn(e)

1
fe izâ
o zaman
2
rakibû
bindiler
3
fî el fulki
gemiye
4
deavûllâhe (deavû allâhe)
Allah’a dua ettiler
5
muhlisîne
halis olarak, halis kılarak
6
lehu
ona
7
ed dîne
dîn
8
fe
fakat
9
lemmâ
olduğu zaman
10
neccâ-hum
onları kurtardı
11
ilâ el berri
karaya
12
izâ
o zaman, hemen
13
hum
onlar
14
yuşrikûne
şirk koşarlar
Diyanet işleri Ankebût/65 ayet meali

Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/65 ayet meali

Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.

Suat Yıldırım Ankebût/65 ayet meali

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a hâlis kılarak O'na yalvarırlar. Fakat (Allâh) onları salimen karaya çıkarınca hemen (O'na) ortak koşarlar.

لِيَكْفُرُوا بِمَا آتَيْنَاهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Liyekfurû bimâ âteynâhum veliyetemette’û(s) fesevfe ya’lemûn(e)

1
li yekfurû
inkâr etsinler, nankörlük etsinler
2
bimâ
şeyleri
3
âteynâ-hum
onlara verdik
4
ve li yetemettaû
ve metalansınlar, faydalansınlar
5
fe
fakat, ama
6
sevfe
yakında
7
ya’lemûne
bilecekler
Diyanet işleri Ankebût/66 ayet meali

Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/66 ayet meali

Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.

Suat Yıldırım Ankebût/66 ayet meali

Ki kendilerine verdiğimiz (ni'metler)e nankörlük etsinler ve (şu geçici hayâtta) zevk içinde yaşasınlar. Ama yakında (gerçeği) bileceklerdir.

أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا آمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ أَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ اللَّهِ يَكْفُرُونَ
Eve lem yerav ennâ ce’alnâ haramen âminen veyuteḣattafu-nnâsu min havlihim(c) efebilbâtili yu/minûne vebini’meti(A)llâhi yekfurûn(e)

1
e
mi
2
ve lem yerev
ve görmediler
3
ennâ
nasıl
4
cealnâ
biz kıldık, biz yaptık
5
haramen
haram, hürmet edilip yasaklanan
6
âminen
emin olan, güvenilir olan
7
ve yutehattafu
ve zorla kapılıp götürülen, esir alınan
8
en nâsu
insanlar
9
min
dan
10
havli-him
onların etraflarında
11
e
mi
12
fe
hâlâ
13
bi el bâtılı
bâtıla
14
yu’minûne
inanıyorlar
15
ve bi ni’metillâhi (ni’meti allâhi)
ve Allah’ın ni’metini
16
yekfurûne
inkâr ediyorlar, nankörlük ediyorlar
Diyanet işleri Ankebût/67 ayet meali

Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/67 ayet meali

Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

Suat Yıldırım Ankebût/67 ayet meali

Görmediler mi çevrelerinde insanlar kaçırılırken biz (kendi şehirleri Mekke'yi), güvenli, dokunulmaz bir bölge yaptık? Hâlâ bâtıla inanıp Allâh'ın ni'metine nankörlük mü ediyorlar?

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءهُ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَافِرِينَ
Vemen azlemu mimmeni-fterâ ‘ala(A)llâhi keżiben ev keżżebe bilhakki lemmâ câeh(u)(c) eleyse fî cehenneme meśven lilkâfirîn(e)

1
ve men
ve kimdir
2
azlemu
daha zalim
3
min
dan
4
men
kim, kimse, kişi
5
ifterâ
iftira etti
6
alallâhi (alâ allâhi)
Allah’a
7
keziben
yalan olarak, yalanla
8
ev
veya
9
kezzebe
tekzip etti, yalanladı
10
bi el hakkı
hak ile
11
lemmâ
olduğu zaman
12
câe-hu
ona geldi
13
e
14
leyse
değil mi, yok mu
15
içinde
16
cehenneme
cehennem
17
mesven
barınacak yer
18
li el kâfirîne
kâfirlere, kâfirler için
Diyanet işleri Ankebût/68 ayet meali

Allah’a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok?

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/68 ayet meali

Allah’a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok?

Suat Yıldırım Ankebût/68 ayet meali

Uydurduğu yalanı Allâh'ın üzerine atan veya kendisine gelen gerçeği yalanlayandan daha zâlim kimdir? Kâfirlerin durağı cehennemde değil midir?

وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ اللَّهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ
Velleżîne câhedû fînâ lenehdiyennehum subulenâ(c) ve-inna(A)llâhe leme’a-lmuhsinîn(e)

1
ve ellezîne
ve o kimseler, onlar
2
câhedû
cihad ettiler
3
fînâ
bizde, bizim uğrumuzda
4
le
elbette, mutlaka
5
nehdiyenne-hum
onları mutlaka ulaştırırız
6
subule-nâ
bizim yollarımız
7
ve innallâhe (inne allâhe)
ve muhakkak ki Allah
8
le
elbette, mutlaka
9
mea
beraber
10
el muhsinîne
muhsinler
Diyanet işleri Ankebût/69 ayet meali

Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/69 ayet meali

Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.

Suat Yıldırım Ankebût/69 ayet meali

Ama biz(im uğrumuz)da cihâd edenleri biz, elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allâh, iyilik edenlerle beraberdir.