28 Haziran 2014 Cumartesi

وَمَا هَذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Vemâ hâżihi-lhayâtu-ddunyâ illâ lehvun vela’ib(un)(c) ve-inne-ddâra-l-âḣirate lehiye-lhayevân(u)(c) lev kânû ya’lemûn(e)

1
ve
ve
2
değil
3
hâzihi
bu
4
el hayâtu ed dunyâ
dünya hayatı
5
illâ
den başka, hariç
6
lehvun
eğlence
7
ve laibun
ve oyun
8
ve inne
ve muhakkak
9
ed dâre el âhırete
ahiret yurdu
10
le
elbette, mutlaka
11
hiye
o
12
el hayevânu
(gerçek) hayat
13
lev
eğer, şâyet
14
kânû
oldular
15
ya’lemûne
bilirler
Diyanet işleri Ankebût/64 ayet meali

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

Elmalılı Hamdi Yazır Ankebût/64 ayet meali

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

Suat Yıldırım Ankebût/64 ayet meali

Bu dünyâ hayâtı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurdu, işte asıl hayât odur (asıl yaşanacak yer orasıdır), keşke bilselerdi!

0 yorum :

Yorum Gönder